Türkiye’de kullanılan un çeşitleri kişiye göre farklılık göstermektedir. Özellikle tercih edilen unların başında diyet listelerinde az kalorili ve uzun süre tokluk sağlayan unlar gelmektedir. Bunun yanı sıra tercih sebebi olarak glüten alerjisi olanlar, buğday alerjisi olan çölyak hastalarının kullanabileceği unlar da tercih edilmektedir.

Un Çeşitleri Nelerdir?

Geçmişten bugüne kadar özlerini koruyabilen, hala mutfaklarda yer alan ve şu sıralar oldukça popüler olan un çeşitleri oldukça fazladır.

1.Buğday Unu                         

Tam ve rafine olmak üzerek ikiye ayrılır. Rafine buğday unu glüten ve nişasta yönüyle zenginken, tam buğday ise B vitaminleri, potasyum ve kalsiyum yönünden zengindir. Buğday, irmik, kepek ve ruşeym olmak üzere üçe ayrılır. Tam buğday olarak sayılması için içerisinde belli miktarlarda bulunması gerekir. Buğday %1,5, kepek ise %2,5 şeklinde bulunursa tam buğday olabilir. Buğday unu Türk mutfaklarında çorbadan pastalara kadar tüm yemeklerde kullanılır.

2.Arpa Unu

Arpa ununun rafine buğday ununa göre iyi bir alternatif olmasının sebebi az kolestorel içermesi ve düşük yağlı olmasıdır. İçerisinde bulunan lif, protein ve kompleks karbonhidrat tercih sebebidir. Diyabet hastaları tarafından düşük glisemik endeks olması sebebiyle kullanılmaktadır. Arpa unu kalp rahatsızlıklarını gidermektedir. Buğday ununun kullanıldığı bütün alanlarda kullanılabilmektedir.

3.Karabuğday Unu

İçerisinde glüten barındırmadığından dolayı çölyak hastalarının ve glüten intoleransı yüksek kişilerin en çok tercih ettikleri un çeşididir. Karabuğday unu, undan daha çok kabuklu yemişlere benzemektedir. İçerisinde B vitaminleri, bakır, magnezyum ve lif açısından zengin vitamin ve mineraller bulundurmaktadır.

4.Yulaf Unu

Türkiye’de tercih edilmesinin sebeplerinden biri Fransız Doktor Pierre Dukan’dır. Yulaf kepeği ve yulaf ezmesi olarak tercih edilir. Yulaf unu tercih sebepleri ise kilo kontrolünü sağlarken uzun süre tokluk hissi vermesidir. Yulaf unu düşük glisemik indeksli bir ürün olduğu için kişinin kan şekerini dengede tutmaktadır. Protein, lif, omega3 ve 6, karbonhidrat ve B vitaminleri açısından zengindir. İçerdiği lifler sayesinde bütün gün enerjik ve dinç hissetmeyi sağlar.

5.Siyez Unu

Siyez buğdayının öğütülmüş halinden üretilen bir un çeşididir. Bütün bir şekilde öğütülen siyez ununa hiçbir karışım eklenmemiştir ve %100 siyez unundan ibarettir. Genetiğiyle oynanmayan tek un türü olan siyez unu, kimyasal gübre kullanılmadan üretilmiştir. Hem lezzet bakımından hem sağlık bakımından beyaz ekmeğe karşı tercih edilebilecek bir undur.

6.Çavdar Unu

Çavdarın kepek ve ruyeşmden ayrılması oldukça zor olduğu için çavdar taneleri bütün olarak satılmaktadır. Bu sebeple doğaldan uzaklaşması buğday ununa göre oldukça zor olmaktadır. Çavdar unu, sağlıklı yaşam için tercih edilen unlar arasında yer almaktadır.  Damar sertliğini önleyerek kalp sağlığını korumaktadır. İçeriğinde bulunan niasin maddesinden dolayı sporcuların ve diyabet hastalarının öncelikli tercihidir.

7.Kavılca Unu

Genetiği korunan buğdaylardan bir diğeri olan kavılca unu bütün olarak öğütülmektedir. Soğuk iklime uyumlu olan kavılca buğdayı Kars ilinde yetişmektedir. Bu sebeple kabuk kısmı çok kalındır. Kabuğunun kalın olmasından dolayı içerisinde endospermin ufak kalmakta ve bu sebeple glüten içeriği çok düşük olmaktadır. Düşük glisemik indeksine sahip olmasıyla tercih edilen unlar arasındadır. Kavılca ununun içeriğinde bulunan mineral ve vitaminler sayesinde diğer unlardan 1,5 kat daha zengindir. Mide ve bağırsak çalışmasında aktif rol oynarken, kalp sağlığını da korumaktadır.

8.Nohut Unu

Nohut unu, glüten intoleransı düşük ve çölyak hastalarının oldukça sık kullandığı bir un çeşididir. Çinko, C vitamini ve B6 vitaminleri yönünden zengindir.

9.Mısır Unu

Özellikle Karadeniz mutfağının olmazsa olmazlarındandır. Kolesterol açısından düşük ve A vitamini bakımından zengin bir un çeşididir.

Sağlıklı yaşam için tam tahıllı ekmek en önemli besinler arasında yer almaktadır. Tam tahıllı ekmek özellikle kahvaltılarda yenildiği zaman tok tutma özelliğinden dolayı zayıflamaya yardımcı olur. Tam tahıllı ekmeğin içindekiler insan sağlığına oldukça yararlıdır. Bu yüzden diyet listelerinde özellikle tam tahıllı ekmek yer almaktadır. Tam tahıllı ekmek, tam buğday unu ve buğday unu karışımına arpa, mısır, çavdar, yulaf, pirinç gibi tahılların eklenmesi ile yapılan bir ekmek türü olmaktadır. Kilo vermek isteyenlerin diyet listesinde mutlaka tam tahıllı ekmek yer almaktadır. Tam tahıllı ekmek 4 çeşit undan yapılır. Bu unlar, çavdar unu, beyaz un, klasik un ve kepek unu olmaktadır. Tam tahıllı ekmek doyurucu bir ekmek türü olduğu için tercih edilmektedir. Bunun yanı sıra tam tahıllı ekmeğin içerisinde bulunan lif bağırsakları düzene sokar.

Tam Tahılı Ekmeğin Faydaları        

Tam tahıllı ekmeğin içerisinde potasyum sodyum, protein ve lif bulunmaktadır. Besin değeri açısından oldukça zengin olan tam tahıllı ekmek mutlaka sofralarda yer alması gereken bir ekmek türüdür. Tam tahıllı ekmeğin içerisine bulunan lif bağırsakları düzene soktuğu için metabolizmanın düzgün bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Bu da kilo vermeyi destekler. Diyetlerde özellikle tam tahıllı ekmek kullanılmaktadır

  • Tam tahıllı ekmek kalp ve damar hastalıklarına karşı korumaktadır
  • Sindirim problemlerini gidermektedir
  • Tam tahıllı ekmeğin içerisine çavdar ve yulaf bulunduğu için kilo vermeye yardımcı olan bir ekmek türüdür
  • Tam tahıllı ekmeğin glycemic indeksi düşüktür. Dolayısıyla tam tahıllı ekmek kan şekerini kolay bir şekilde yükseltmez
  • Tam tahıllı ekmeğin içerisinde potasyum sodyum, protein ve lif bulunmaktadır
  • Tam tahıl kandaki kolesterolü düzene sokar
  • Kan şekerini düzene sokma faydası vardır
  • Tam tahıllı ekmek lif kaynağı olduğu için sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlamaktadır
  • Tam tahıllı ekmek bağırsakları çalıştırdığından dolayı kabızlık sorunlarına iyi gelmektedir
  • Yüksek tansiyona engel olmaktadır
  • Astım riskini ortadan kaldırmaya yardımcı olur
  • Tam tahıllı ekmeğin içerisindeki vitaminler enerjiyi yüksek seviyede tutmaya yardımcı olur
  • Tam tahıllı ekmek özellikle tiroit hastalarının tercih edebileceği bir ekmek türüdür
  • Vücut direncini güçlendirir
  • Tam tahıllı ekmek içerisinde B grubu vitaminler yer almaktadır. Bu da metabolizma için oldukça faydalıdır. Tam tahıllı ekmeğin içinde sadece B12 vitamini yoktur.
  • Kan dolaşım bozukluğuna karşı oldukça etkilidir. Ekmeklerin antioksidan içeriği yüksek olmaktadır
  • Hemoroit hastalıklarına, kolon kanserine karşı koruyucu bir etkisi bulunmaktadır
  • Mide sağlığı için koruyucu bir besindir
  • Tam tahıllı ekmek, stresi önler ve depresyona karşı iyi gelmektedir
  • Tam tahıllı ekmeğin içerisinde bulunan maya sayesinde sindirim sistemi düzenli bir şekilde çalışır

Tam Tahıllı Ekmek Besin ve Kalori Değeri

Tam tahıl ekmeğin içinde demir, selenyum, E vitamini, magnezyum, posa, lif, B vitaminleri, çinko bulunmaktadır. Tam tahıllı ekmek insan sağlığına oldukça faydalıdır. İçerisinde herhangi bir kimyasal ya da bir katkı maddesi bulunmamaktadır. Tamamen doğal olduğu için de tercih edilmektedir. Tam tahıllı ekmek hem kilo vermek için hem de formda kalmak için tüketilmesi gereken ekmek türlerinden birisidir.

Tam tahıllı ekmeğin içerisine %77 karbonhidrat %12 protein ve %12 yağ bulunmaktadır. Glycemic indeksi düşük olduğu için kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltmez. Ayrıca tam tahıllı ekmek uzun süre tok tuttuğu için özellikle diyetlerde tercih edilmektedir. İştah kontrolüne olumlu etkileri vardır. Bununla birlikte hem lezzetli hem de doyurucudur. Tam tahıllı ekmek kaç kaloridir? Bir dilim ekmeğin içerisinde 65 kalori bulunmaktadır.  Tam tahıllı ekmek felç riskini azaltmaktadır. Tam tahıllı ekmek enerji ve gün boyu zindelik veren bir besindir. Kalp hastalıkları riskini %28 oranına kadar azaltır.

Siyez buğdayı 14 kromozomlu yapısı ile buğdayların atası olarak bilinir. 10-12 bin yıllık geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir. Siyez buğdayı taş değirmenlerde öğütülerek siyez unu yapılır. İşlenmesinde bazı zorluklar olmasına karşın, günümüzde artan talep ile üretilip modern fabrikalarda un haline getirilmektedir. Sağlık açısından tüketilmesi oldukça faydalıdır. Tahıl grubu içinde en sağlıklı alternatif siyez unudur. İlk kez Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilmeye başlanmıştır. Ülkemizde en çok Kastamonu ilinde tarımı yapılmaktadır. Genellikle Kastamonu siyezi olarak bilinmektedir. Kaplıca, kavılca veya gernik isimleriyle de tanınmaktadır. Günümüzde kullanılan buğdayın ilk hali olarak bilinmektedir. Soğuğa ve kötü iklim şartlarına oldukça dayanıklı olmasıyla bilinen siyez buğdayı Kars, Edirne, Tekirdağ ve Erzincan’da da yetiştirilir. Sık kavuz yapılı ve tek başakçıklı olması sebebiyle dayanıklıdır.

Siyez buğdayından elde edilen siyez unu modern buğday unlarına göre oldukça farklıdır. Siyez buğdayı kepek ve ruşeymi birlikte kullanılarak un haline getirilir. Siyez buğdayı yetiştirilirken kimyasal müdahalede bulunulmaz ve kimyasal gübre kullanılmaz. Elde edilen ununun içine farklı bir karışım eklenmemesi de doğallığını korumasında ki en büyük etkenlerden biridir. Siyez buğdayı öğütme işlemi sırasında doğal halini koruyacak şekilde işleniyor. Siyez unu beyaz unlarla kıyaslandığında yapısı biraz daha kalındır. Rengi de daha koyu olduğu için ekmek veya hamur işleri yapıldığında tam buğday rengine benzer olmaktadır.

Siyez Ununun Faydaları Nelerdir?

Siyez unu modern buğday unu ile karşılaştırıldığında protein oranı daha yüksektir. Karotenoidler bakımından da zengin olan siyez unu buğday unundan daha az glüten içerir ve glüten zinciri daha kısadır. Siyez ununun diğer unlardan ayrılmasındaki en önemli etken ise genetik yapısıyla oynanmamış olmasıdır.

  1. Besin değeri bakımından zengindir. Lif oranı yüksektir ve A, B, E vitaminlerini içerir. İçerisinde selenyum, fosfor, magnezyum, demir, folik asit gibi birçok mineral bulunur. Doyurucu ve besleyicidir.
  2. Glisemik indeksi düşük olduğu için kan şekerinin aniden yükselmesine neden olmaz. Uzun süreli tokluk sağlar. Diyabet hastaları için de önerilmektedir.
  3. Lif ve protein bakımından zengin olduğu için metabolizmayı hızlandırır. Sindirim sistemi için faydalıdır, kolay sindirime uğrar. Karbonhidrat miktarı düşük, lif ve protein miktarı yüksek olduğu için kilo vermeye yardımcı bir besindir.
  4. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olarak kolon kanserine karşı korur.
  5. Kolesterol içermemesi ve doymamış yağ bakımından zengin olması sebebiyle sağlık açısından faydalı bir besindir. Kalp ve damar dostu olarak bilinmektedir.
  6. Radyasyona karşı korur.
  7. Antioksidan bakımından zengin olduğu için hücre yapısının korunmasına katkı sağlar.

Siyez Unu Nerelerde Kullanılır?

Siyez unu kullanılarak aklınıza gelebilecek her türlü tarifi hazırlayabilirsiniz. Beyaz un kullanılarak yapılan tüm tarifler siyez unu için de uygundur. Ekmek, makarna, kek, poğaça, kurabiye, pizza gibi çok çeşitli tarifler deneyebilirsiniz. Doğal içeriğe sahip olduğu için ekşi mayalı ekmek tariflerinde de güvenle kullanılabilir. Sağlık açısından faydalarını belirttiğimiz siyez ununun kullanımını yaygınlaştırarak daha sağlıklı beslenebilirsiniz. Lif oranı da oldukça yüksek olan siyez unu, tariflerinizi daha hafif hale getirecektir. Beyaz un ile hazırlanan tüm tariflerde siyez unu kullanarak besleyiciliğini arttırabilirsiniz. Hem lif bakımından zengin olduğu için hem de glisemik indeksi düşük olduğu için daha az tüketerek uzun süreli tokluk sağlayabilirsiniz.

Modern buğdaydan üretilen unlara göre kalın bir yapısı olduğundan daha fazla su kullanılması gerekir. Siyez unu kullanarak ekmek yapıldığında az kabarması siyez ununun kalınlığından kaynaklanmaktadır. Sadece Siyez unu kullanılarak ekmek yapıldığında daha sert olur. Bu sertliğin önlenmesi için beyaz un ile karışım yapılarak da kullanılabilir.

Simit 14. yüzyılda Osmanlı döneminde ortaya çıkmış ve insanlara sunulmuş bir sokak lezzetidir. Tarihi kaynaklara göre 1593 yılında unla hazırlanan hamurun halka halini alması ile halka simiti olarak anılmaya başlamıştır. Daha sonra ilerleyen yıllarda bu lezzet padişahlara kadar ulaşmıştır. Padişah 2. Süleyman zamanında sarayda bulunan unlu mamüller arasına eklenmiştir. İlerleyen yıllarda padişahlar tarafından davetlilerine ikram olarak da sunulmuş bir lezzet olmuştur. Bu nedenle tarihte padişah hediyesi olarakta adlandırılmıştır. Geçen yüzyıllar boyunca simitler pek çok farklı malzeme ile lezzetlendirilerek ve birbirinden farklı pişirme tekniklerine maruz kalarak farklı şekillerde oluşturulmuştur.

Simit Nasıl Pişirilir?

Simit yapımı içerisinde kullanılacak malzemeye göre farklılıklar göstermektedir. Fakat içerisinde kullanılan ana malzemeler genellikle sabittir. Simidin yapılması için ilk olarak elenmiş una bir miktar tuz eklenerek iyice karıştırılmalıdır. Daha sonra ılık suda eritilmiş kuru maya ilave edilmelidir. Hamur yavaş bir şekilde yoğurulmalıdır. İyice yoğurulup kıvamını alan hamur yarım saat- kırk beş dakika dinlenmeye alınmalıdır. Dinlenme süresi hamurun çokluğuna göre değişim göstermektedir. Üzerine serpilecek olan susam bir yanmaz tavada yağ ilavesi yapılmadan rengi değişinceye kadar kavrulmalıdır. Simidin yapımında kullanılan en önemli malzeme olan pekmeze biraz un ve su eklenerek karışım hazırlanmalıdır. Dinlenmiş hamurlardan parçalar alarak simit oluşturmak için halka şekli verip hazırlanan pekmezli karışıma hamur iyice bulanmalıdır. Daha sonra bu halka şeklindeki hamur parçasını kavrulmuş susamlara batırarak her yanı susam ile kaplanmalıdır. Tüm bu işlemler yapıldıktan sonra geriye fırınlama kısmı kalmaktadır. Fırınlama işlemi için fırının önceden ısıtılmış olması gerekmektedir. Isınmış fırında önce yüksek sıcaklıkta daha sonra ısısı düşürülerek pişmeye bırakılmalıdır.

Günümüzde simidin yapılış şekli her zaman klasik değildir. Bulunduğu yöreye göre farklı çeşitleri bulunmaktadır. Buda lezzetinin, yapımında kullanılan malzemelerin ve pişirilme şeklinin değişimler göstermesine neden olmaktadır.

Simit Çeşitleri Nelerdir?

Simit çeşitleri yörelere ve içeriğindeki malzemelere göre çok fazladır. Pek çok çeşidi bulunmaktadır. Her birinin kendine has şekli, tadı ve kokusu bulunmaktadır. Tuzlu, mahlepli, haşhaşlı, kepekli, kaşarlı, kakaolu, amonyaklı, meyveli, sütlü, zeytinli, çörekli, ay çekirdekli olmak üzere pek çok farklı çeşidi bulunmaktadır. İçerisine katılan malzemelere göre farklı lezzetlere sahiptir. İçerisine katılan malzemeler dışında yöresine göre de birbirinden farklı çeşitleri bulunmaktadır.

İstanbul Simiti

En çok görülen ve bilinen çeşitlerindendir. İstanbul simiti maya, kavrulmuş susam, su, tuz, un ve pekmez malzemelerinin kullanımı ile yapılmaktadır. Taş fırınlarda genel olarak pişirilmektedir. Sert ve gevrek bir yapıya sahiptir. Ayran ya da çay gibi içecekler ile birlikte tüketimi yapılmaktadır.

Ankara Simiti

Ankara simiti de tıpkı İstanbul simiti gibi aynı malzemelerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmaktadır. Farklı olarak hamuruna fazladan pekmez ilave edilmekte ve bayağı koyu bir renkte simidin oluşması sağlanmaktadır.

İzmir Simiti

Simit çeşitleri arasında en popüler olan diğer bir lezzettir. İzmir de gevrek adıyla anılmaktadır. 2 kez pişirilmektedir. İlk olarak pekmezli karışımda sonra fırında pişirilme işlemi uygulanır.

Lezzetli Simit Yapımının Püf Noktaları Nelerdir?

  • Simidin lezzetli olmasında en önemli etkenlerden birisi hamurudur. Hamuru sert bir kıvamda olmalıdır.
  • Pişirme sırasında fırına su konulmalıdır. Bu sayede hamura çıtırlık verilmesi sağlanmaktadır.
  • Simidin daha gevrek olması için pişirilirken imkan varsa metal tepsi yerine taş tabanlı bir malzeme kullanılmalıdır. 
  • Bunlar dışında hamurunun iyi dinlenmiş olması ve kullanılan pekmezin kalitesi de simidin tadını önemli ölçüde etkilemektedir.

Bu püf noktalarına dikkat edilerek lezzetli simitler elde edilmektedir.

Mor ekmek tüketimi Türkiye’ye yeni gelmiş olsa da Japonya’da zorunlu olarak tüketilmektedir. Türkiye’de ilk kez Malatya şehrinde üretilen bu ekmek, rengi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Tadı da rengi kadar güzel olan bu ekmeğin birçok da faydası bulunmaktadır. Günden güne büyük bir ilgiyle karşılanan bu ekmeğin rengini ve tadını merak edenlerle birlikte popülaritesi git gide artmaktadır. Ekmeğin mor rengine gelmesine neden olan şey, hamuruna koyulan mor meyve ve sebzelerin içinde bulundurdukları pigmentlerdir. İçinde oldukça besleyici malzemelerden oluşan ekmek hiçbir katkı maddesi içermemektedir. Bu sayede herkesin rahatlıkla tüketebileceği bir ekmek olma özelliği taşımaktadır

Sosyal medya üzerinde de oldukça popüler olan mor ekmek birçok kişi tarafından önerilmektedir. Fonksiyonel gıdalar arasında yerini alan bu ekmek, hızını kesmeden herkes tarafından tarifi alınıp yapılmaktadır. Sağlıklı beslenen kişilerinde göz bebeği olan ekmek herkesin tüketimine elverişlidir. Peki, mor ekmek tam olarak hangi madde sayesinde bu rengi alıyor? Mormiks, mor ekmeğin rengini vermektedir. Peki Mormiks nedir?

Mormiks Nedir?        

Mormiks, mor renkte olan doğal meyve sebzelerin pigmentinden gelen bir karışımdır. Karışımı elde ederken bilimsel ve klinik yöntemlerle ortaya çıkarılıyor. İçinde; nar, böğürtlen, siyah havuç ve vişne gibi malzemeler bulunur. Bu malzemelerin sağlıklı olan tüm pigmentleri ekmeğe geçerek ortaya, herkes tarafından tüketilen bir ekmek çıkmaktadır. Mormiksten ekmek dışında daha birçok ürün elde edilmektedir. Baklava, makarna, simit ve benzeri hamur işleri buna birer örnektir. Son zamanlarda dondurma ve çiğ köfte de yapıldığı görülmektedir. İçinde bulunan kırmızı meyve ve sebzelerin tadı saflaştırılarak elde edildiği için herhangi bir benzer tat gelmemektedir. Bu sebeple mormiks maddesini uygun olan her gıdada kullanmak mümkündür.

Momriks üretimi ülkemizde İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsünde yer alan Sankara Beyin ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezinde yapılmaktadır. Bu kurum, fonksiyonel gıdaların yaygınlaşmasında büyük bir rol oynamaktadır. Mor ekmeğin neden sık tercih edeceğinin cevabı tabi ki birçok faydasının olmasıdır. Uzmanlar tarafından da önerilen mor ekmeğin, sadece bir dilimin bile kişiye yeteceği söylenmektedir. Gıda mühendisi olan Onu Palut, Mor ekmeğin diğer ekmeklere kıyasla daha çok antosiyon bulundurduğu bu nedenle bir dilim mor ekmeğin kişinin ihtiyacını fazlasıyla karşılayacağını söylemektedir.

Ülkemizde oldukça yaygınlaşan bu ekmeği tüketirken önerilen miktarda tüketmek önemlidir. Gerçek mor ekmeği anlamak için uzman kişilerin tavsiyelerini uygulamak yeterli olacaktır. Gerçek mor ekmeğe limon sıkıldığında kırmızı bir renge dönüştüğü gözlemlenmektedir. Tüketen kişilerin çoğu bu ekmeğin diğer tüm ekmeklerden daha farklı bir tadı olduğunu söylemekteler. Hem sağlık açısından hem de rengi açısından güzel olan bu ekmeği tüketen kişiler diğer ekmeklere veda ediyor. Mor ekmeğin birçok hastalığı da iyi geldiği bilinmektedir.

Mor Ekmeğin Faydaları

  • Şeker hastaları bu ekmeği rahatlıkla tüketebilecek gruplardan biridir. Şeker kana çok çabuk karışır, diğer ekmekler gibi mor ekmekte buna engel olacak bir faaliyet gösteremez. Fakat mor ekmekte bulunan karışımlar vücuda giren şekeri dengeler ve kana karışmasını da engellemiş olur. Diyabet hastalarının rahatlıkla tüketebileceği bir ekmek türüdür.
  • Ekmekte bulunun doğal karışımlar vücuda girdiği andan itibaren geniş çaplı bir temizlik yapar. İçinde bulundurduğu antioksidandan dolayı vücut daha temiz ve bağışıklık sistemi daha güçlü bir hale gelir.
  • Kanserlere karşı koruma özelliği vardır. Bu da riski büyük ölçüde azaltır.
  • Kalpte ve karaciğerde detoks etkisi vardır.

Ankara’nın, tarihi Osmanlı yıllarına dayanan, en köklü lezzetlerinin başında gelen, Ankara simidi sizler için özenle hazırlanmaktadır. Tarihi 600 yıl öncesine dayanan Ankara simidi,  simid-i halka olarak anılmaktaydı. Zamanla ismindeki “halka” sözcüğünden kurtularak simit olarak anılmaya başlayan bu lezzet, bugün hala kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi konumundadır. Osmanlı’da kolay imal edilmesi ve saray ahalisi tarafından oldukça beğenilmesi sebebiyle sık sık tüketilen Ankara simidi, bugünlerde, fast food beslenme anlayışına karşı savaş vermektedir.

Bu durum karşısında, Ankara simidini tarihi dokusuna uygun, efsanevi lezzetiyle sizlerle buluşturmaya devam edilmektedir. Susam ve pekmezin hamurla birleşerek ortaya çıkardığı bu lezzetle buluşmak için Ankara’ya bir bilet alarak simit fırınlarını ziyaret edebilirsiniz. Ankara simidi sıcak ve taze olarak servis edilirse çok daha iyi olmaktadır. Aradığınız taze ve efsaneleşmiş Ankara simidi tadını bulmak için Ankara’yı ziyaret edebilirsiniz.

Ankara Simidini Yapmak Kolay Mı?            

Ankara simidi tarifi oldukça kolay olmasına rağmen, doğru bir şekilde ve her seferinde aynı lezzetle sizlere sunabilmek için çalışıyoruz. Ankara simidi, lezzetini kullanılan un, susam ve pekmezden alsa da gerçek tadını, kullanılan fırınlardan almaktadır.

Gerçek Ankara simidi odun fırınlarında, odun ateşinde pişirilerek hazırlanmaktadır. Ankara simidine ulaşmak, Ankara dışında yaşayan simit severler için pek de kolay olmadığından, evde simit yapma denemeleri Ankara simidinin içeriği ile ilgili merakı da arttırdı. İşte simit severlerin merak ettiği, lezzetiyle gönüllerde taht kuran Ankara simidinin tarifi…

Ankara simidinin hamurunu hazırlamak için gerekli olan malzemeler:

  • 1.5 çay kaşığı instant ya da kuru maya
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 3 bardak un
  • 1.5 su bardağı ılık su

Çıtır Ankara Simidi tadını veren özel sosu için gerekli malzemeler:

  • Yarım su bardağı su
  • 1 su bardağı kavrulmuş susam
  • Yarım su bardağı pekmez
  • 1 tatlı kaşığı un

Ankara simidini evde yapmak isteyenler için yapılışı ise şöyle:

Yoğurma kabına ayırdığınız ılık suyu aktarın. Mayayı suyun içine döktükten sonra, elinizle yavaştan karıştırmaya başlayın. Unun yarısını karışıma yavaşça yedirin. Unun yarısını karıştırdıktan sonra, mayanın aktifliğini koruması için 1 tatlı kaşığı tuz ekleyip, kontrollü olarak yoğurmaya ve un eklemeye devam edin. Ele yapışmayan yumuşak kıvamlı bir hamur elde edinceye kadar 5 dakika yoğurun. Hamuru 45 dakika üzeri kapalı bir şekilde mayalanmaya bırakın.

Hamuru mayalarken susamı tavada yakmadan kavurun. Yarım su bardağı su ile pekmezi, simidi rahatça içine batırıp çıkaracağınız bir kap içinde karıştırın. Bu karışıma 1 tatlı kaşığı un ilave edin. Mayalanan Ankara simidi hamurunu tezgâhtan alıp 6 eşit parçaya bölün. Her bir hamur bezesini, elinizde şekillendirerek, 80 cm olmak üzere fitil formunda açın. Açtığınız fitili, ikiye katlayıp burgu yaptıktan sonra iki ucunu birleştirerek simit şeklini verin. Tüm bezeleri bu şekilde simit haline getirdikten sonra, yağlı kağıt serdiğiniz bir tepsiye dizin.

Hazırladığınız simitleri önce pekmezli suya buladıktan sonra susamla kaplayın. Bu sırada simitlere son şeklini verip hataları düzeltin. Hamur ıslandığı için rahatça düzeltme yapabilirsiniz. Bu aşamada simitleri pişireceğiniz boş tepsiyi, 240 dereceye ayarladığınız fırında ısıtın. Tepsiye yağlı kağıt sermez ve yağlamazsanız, sıcak tepside simitleriniz daha çıtır olacaktır. Sıcak tepsiyi fırından çıkartıp, alabildiği kadar simidi yerleştirdikten sonra tepsiyi soğutmadan yine fırına verin. Simitleri 240 dereceli fırında tam 12 dakika kadar pişirmeniz, fırınınızın durumuna göre yeterli gelecektir.

Evde Ankara Simit yapımı aşamalarını doğru olarak takip ettiyseniz simidinizi afiyetle yiyebilirsiniz. 7’den 70’e tüm Ankaralıların severek tükettiği Ankara simidi için fırınımızı da ziyaret edebilir, taze üretilen simitlerimizden sipariş edebilirsiniz.

Son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkan glütensiz kavramı üzerine birçok soru da beraberinde gelmektedir. Peki, bu glüten nedir nelerde bulunmaktadır. Glüten, bazı tahıl gruplarında bulunan bir protein olmaktadır. Buğday başta olmak üzere çavdar, arpa gibi tahıllarda da bulunmaktadır. Günlük tükettiğimiz ekmek, simit, poğaça, makarna ve paketli gıdaların çoğunda glüten bulunmaktadır. Glüten, kullanıldığı ürünlerde kıvam verme, mayalama ve yapışkan görevini görerek malzemelerin birbirine tutunmasını sağlar.

Glüten, yapışkan bir madde olduğundan hazmı zorlaştıran bir madde haline gelmektedir. Bağırsaklara yapışıp kaldığından vücut tarafından işlenmesi zor bir madde olmaktadır. Glüten alerjisi yani hassasiyeti olanlar ve çölyak hastaları glüten tüketemezler. Vücut tarafından işlenemediği için karında şişlik, ishal ve kabızlık gibi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Bunun yanı bağırsak florasını bozduğu için ve bağırsak işlevini düzgün yerine getiremediği için buna bağlı olarak kişilerde; cilt problemleri, vitamin ve mineral eksikliği, saç dökülmesi, bağırsakta yara şeklinde kendini göstermektedir. Glüten alerjisi ve çölyak hastası olan kişilerin glütensiz beslenmesi gerekmektedir.

Glütensiz Ekmek Yapımı

Glütensiz beslenmek isteyenler ve bu şekilde beslenmek zorunda olanlar için fırınımız glütensiz ekmek üretmekte ve satışını yapmaktadır. Ekmek, bizim toplumumuzda sofralarımızın baş tacı olup her öğün yediğimiz bir besin olmaktadır. Glütensiz beslenen kişiler için, glütensiz ekmek her yerde bulunmamaktadır. Bulunsa dahi üretim koşulları gereği çapraz bulaşmaya maruz kalabilmektedir. Bu şekilde üretilen glütensiz ekmekler glüten hassasiyeti olanlar ve çölyak hastaları için uygun değildir. Biz fırın olarak üretim şekline titizlikle özen göstermekteyiz. Glütensiz ekmeklerimiz, glüten hassasiyeti olanlar ve çölyak hastaları için uygundur.

Glütensiz ekmek için birçok un alternatifi vardır. Bakliyat unları, kinoa  unu, karabuğday (grekça) unu, pirinç unu ve uygun nişasta unları ile glütensiz ekmek yapılabilir. Bu un çeşitlerinden karışım yapılarak da glütensiz ekmek yapılabilir. Glütensiz ekmekler kullanılan ürünlerin yapısı gereği çok fazla kabarmazlar. Bu ekmeğin olmadığı anlamına gelmez. Glütensiz unların hazmı kolaydır. Besin değeri kullanılan malzemelerin içeriğine göre değişmektedir. Genelde yüksek besin değeri içeren unlar kullanıldığında oldukça faydalı bir besin haline gelmektedir. Glütensiz ekmekler, normal ekmekler gibi şişirmez, az miktarı bile tok tutar ve hazmı kolay olmaktadır. Glütensiz unlara katılan kuruyemişler, kuru sebzeler, tohumlar ve baharat kullanımları ile farklı çeşitlerde lezzetli ve faydalı glütensiz ekmekler elde ekmek mümkündür. Sağlık açısından ve formunu korumak isteyenler glütensiz ekmekleri rahatlıkla tüketebilirler.

Glütensiz ekmek üretiminde tüm üretim koşullarına harfiyen uymakta ve titizlikle üretimi gerçekleştirmekteyiz. Çapraz bulaşma olmaması için normal üretilin ekmekler ile aynı yerde üretim yapılmaz. Hazırlanmasından, üretimine ve paketlemesine her aşamada çok dikkat ederek glütensiz ekmeklerimizi sizlere sunmaktayız.

Glütensiz Ekmek Satışı

Glüten hassasiyeti olanlar, çölyak hastaları ve glütensiz beslenmeyi tercih edenler için fırınımızda glütensiz ekmek satışımız mevcuttur. Özenle seçilen malzemeler ile ustalıkla yapılan glütensiz ekmekler hem göz zevkine hem de midenize hitap etmektedir. Çapraz bulaşma riski olmadan üretilen ve paketlenen glütensiz ekmeklerimiz herkes için uygundur. Temiz ve sağlıklı ürünlerden elde edilen glütensiz ekmeklerimiz besin değeri olarak oldukça besleyicidir. Asla şişkinlik yapmaz ve besleyici özelliğinden dolayı az tüketimde bile tokluk hissi yaratır.

Glütensiz ekmeğe en uygun karışımı elde edip o şekilde hazırlanmış bir ekmek elde ediyoruz. Bu ekmekleri tüketmek şişkinlik hissi yaşayanlar, karın ağrısı ve mide rahatsızlıkları yaşayanların bu etkilerden korunmasına yardımcı olmaktadır. Sadece fit bir yaşam için bile tercih edilebilen glütensiz ekmekler zengin mineraller içermektedir.

Son yıllarda ekşi mayalı ekmek sofralar için cezbedici bir hale gelmeye başladı. Maya ve yararlı bakterileri bir araya getiren ve kökleri milattan öncesine dayanan bu ekmekleri kimileri sağlık için, kimileri ise lezzeti için tercih ediyor. Yine de her gün tüketilen beyaz ekmeğe neredeyse eşit denebilecek derecede çok tercih edildiği aşikar. Artık sofralarda, televizyon programlarında, kafelerde sık sık ekşi mayalı ekmeğe rastlamak mümkün. Peki besin deposu olan bu ekmek türünü tercih etmek neden önemli? Ekşi mayalı ekmeğin kökeni ne zamana dayanıyor? Gelin adeta bir sanat haline gelmiş köklü ve artizan bu ekmeklerin hikayesini beraber inceleyelim.

Ekşi Mayalı Ekmek Nedir?

Bugün ekşi mayalama olarak bildiğimiz bu fermantasyon biçiminin asıl kökenleri eski mısıra dayanır. Dolayısıyla ekşi mayalı ekmekler için ekmeğin ilk haline yakın bir form demek mümkündür. Normal ekmeklerde kullanılan ticari fırın mayasından farklı olarak mayalama işleminde yabani maya veya laktik asitten yararlanılır. Laktik asit un ve suyun karışımıyla doğal olarak ortaya çıkmaktadır. Tarhana, turşu, yoğurt gibi besin maddelerinde de laktik asit bulunur. Laktik asitli gıdalar içeriğindeki insan vücuduna dost bakteriler sayesinde bağışıklık sistemi ve bağırsaklar için oldukça faydalıdır. Ekşi mayalı ekmek de bu gıdalar arasında yer almaktadır.

Artizan ekmek diyebileceğimiz bu ekmeklerin hazırlanma süreci çok daha özenli geçmektedir. Fabrikasyon bir şekilde üretmek mümkün değildir. Bu özellikler ekşi mayalı ekmekleri besin değeri ve lezzet açısından daha özel kılar. İçeriğindeki ekşi mayadan dolayı hafif ekşiye çalan bir tada sahip olan bu ekmekler oldukça büyük ve kabarık formlarıyla bilinmektedir. İçeriğindeki yabani maya ve laktik asit sayesinde ekmeğin kendine ait bu kabarık formu ve lezzeti elde edilir. İnsanlığın tarımı bulmasından beri var olan bu ekmek türü oldukça bereketli ve doyurucudur.

Ekşi Mayalı Ekmeğin İçinde Neler Var?           

Ekşi mayalı ekmek besin değeri açısından oldukça zengin bir ekmektir. Mayasından dolayı doğal bir probiyotik kaynağıdır. Günümüzde probiyotiklerin besin takviyesi ve tedavi desteği olarak eczanelerde hap formunda satıldığı düşünüldüğünde, ekşi mayalı ekmeğin bu kadar tercih edilmesi oldukça anlamlıdır. Vitamin açısından oldukça zengin olmakla beraber özellikle B vitamini ailesini içeriğinde fazlaca barındırmaktadır. Demir, magnezyum, selenyum, potasyum, fosfor ve çinko açısından zengindir. Anne adayları ve çocuklar için kesinlikle tercih edilmesi gereken bir ekmek türüdür. Üstelik normal beyaz ekmeğe göre bir dilimindeki protein miktarı çok daha fazladır. Damak tadına göre içeriğinde domates, zeytin gibi ilave gıdaların olduğu artizan ekşi mayalı ekmekler tadabilmek de mümkündür.

Ekşi Mayalı Ekmeğin Faydaları

 Ekşi mayalı ekmek özellikle şeker hastalığını önleme ve insülin direncinin önüne geçme konusunda yardımcı bir besindir. Düşük glisemik indeks değeri sayesinde açlık hissini şeker değerini yükseltmeden bastırır. Zengin besin değeri sayesinde az miktarda tüketildiğinde bile daha fazla doyuruculuk sağlarken vücudun ihtiyacı olan besin maddelerini karşılar. Dolayısıyla kilo kontrolü açısından oldukça önemli bir seçenektir.

Ekşi mayanın içeriğindeki dost bakteriler sayesinde ekmeğin tüketimi ve hazmedilme süreci sırasında büyük kolaylık sağlanır. Üstelik kısa vadede kolay hazmedilen bu ekmeğin içerisindeki lactobacillus denilen dost bakteriler uzun vadede bağırsak sağlığını arttırarak vitamin ve minerallerin emilimini arttırır. Yenilen besinlerden maksimum verimin alınması sonucunda güçlü bir bağışıklık sistemi elde edilir ve psikolojik olarak kendini iyi hissetme sağlanır. Bağırsakların ikinci beyin olarak nitelendirildiği unutulmamalıdır. Kolay hazmı sayesinde özellikle glüten hassasiyeti olanlar için doğru tercih olan ekşi mayalı ekmekler, içeriğindeki fermantasyon sürecinin sonunda küflenmeye karşı doğal bir koruyuculuk kazanır. Dolayısıyla koruyuculuğu sağlamak için katkı maddesi gibi yöntemlere başvurulmaz. Uzun süre tüketilebilir ve tüketimi sonunda vücuda kattığı faydalı etkiler uzun vadeli ve kalıcıdır.

Ekmek tahıl unlarına maya, su ve tuzun katılarak hamur haline getirilmesi ve bu hamurun bir süre dinlendirildikten sonra fırında pişirilmesi ile oluşan temel gıda malzemesidir. İnsan eli ile yaratılmış en eski gıda malzemelerinden biridir. En az 30 bin yıllık bir geçmişinin olduğu düşünülmektedir. Yapılan ilk ekmeklerin mayasız bir şekilde sadece tahıl unu ve sudan oluştuğu düşünülmektedir. Yerleşik hayata geçildikten sonra ekilen ilk tahılların buğday ve arpa olması erken dönem ekmeklerinin arpa ve buğdaydan elde edildiği hipotezini destekler niteliktedir. Dünya’nın en eski fırınının milattan önce 4000 yılına ait olduğu tahmin edilmektedir.

İlk Ekmek Çeşitleri      

Keşfedilen ilk ekmekler mayasız, dolayısıyla kabarmayan ve yassı ekmeklerdir. Bu ekmekler zaman içerisinde evrilerek bugün yediğimiz Meksika tortillaları, Hindistan ve çevresinde tüketilen nan ekmekleri ve bizim tükettiğimiz lavaşlara dönüşmüştür.

Mayalı ekmeğin de tarih öncesi çağlarda keşfedildiği ve üretildiği düşünülmektedir ancak ilk kesin kanıtlar Mısır’da ortaya çıkmıştır. Mayalı ekmeğin, bekleyen hamurun kabardığının tesadüfen görülmesi üzerine keşfedildiği düşünülmektedir. Mayalı ekmeğin gözenekli ve daha hafif olduğu, daha lezzetli ve sindiriminin kolay olduğu keşfedilmiştir. Mayalı ekmek tekniğinin Mısır ve İsrail’den Akdeniz’e yayıldığı tahmin edilmektedir.

Hamuru mayalayarak fermente etme tekniğinin bulunmasından sonra insanlar bu süreci her gün en baştan tekrarlamak yerine önceki günün hamurundan bir parçayı saklama ve saklanan parçayı yeni ekmek için kullanma yöntemini keşfetmiştir. Günümüzde sourdough (ekşi mayalı ekmek) tekniği halen yaygın olarak kullanılmaktadır.

Tahıl öğütme işleminin ise Romalılar tarafından bulunduğu düşünülmektedir. Romalılar döneminde iki taşın arasında ezilerek öğütülen tahıllardan un üretilmeye başlanmıştır. Romalılar aynı zamanda bu işi zanaat olarak da yapmaktaydı. Roma şehirlerinde hizmet veren fırınlar vardı ve bu fırınların ürettikleri ekmeklerin gramajı ve fiyatları kanunlarla belirlenirdi.

Tahıl öğütme işlemi 18. yüzyılda İsviçreli bir değirmencinin tahılları öğüten mekanizmayı basitleştirmesiyle seri üretime evrilmeye başlamıştır. Bu değirmenci sayesinde beyaz un yüksek miktarlarda üretilmeye başlamıştır. Bu döneme kadar beyaz undan üretilen beyaz ekmek oldukça nadirdi ve sadece zenginler tarafından tüketiliyordu. Fakir kesimin tükettiği ekmek daha sert ve tahıllıydı. Günümüzde ise tahıllı ekmeklerin önemi içerdiği besin zenginliğiyle beyaz ekmeğin önüne geçmiştir.

Ekmeğin Günümüzdeki Serüveni

Dünya’nın her yerinde, farklı zaman ve farklı mekanlarda, farklı unlar ve diğer malzemelerle hazırlanan birçok ekmek çeşidi vardır. Anadolu’da milattan önce 6800 yılında, Çatalhöyük ve civarında ekmek yapmaya yarayan buğday çeşitlerinin ekildiği kanıtlanmıştır. Bugün Türkiye’de en çok ekmek buğday unundan üretilmektedir.

Dünya’nın daha da modernize bir hale gelmesi ile ekmek yapımı da bir endüstri haline gelmiştir. Bu endüstrinin ürettiği en büyük buluşlardan birisi de dilimlenmiş ekmektir. Dilimlenmiş ekmek 1912 yılında Amerikalı Otto Frederick Rohwedder tarafından icat edilmiş ekmek dilimleme makinesi ile günlük hayata girmiştir.

Gluten ekmeğe şeklini, kıvamını, esnekliğini veren maddedir. Aynı zamanda piştiği zaman ekmeğin dış kabuğunu oluşturur. Buğday ununa su eklenmesi ve yeterli miktarda yoğurulmasıyla hamurda gluten oluşmaya başlar. Mayanın da eklenmesiyle, mayanın oluşturduğu gazlar glutenin bütün hamura eşit bir şekilde dağılmasına yardımcı olur. Böylece hamur kabarmaya başlar. Kabaran hamur uygun ve yüksek sıcaklıktaki fırına koyulduğunda mayayla oluşan gazlar genleşerek hamuru daha da kabartır ve hamurun içinin pişmesini sağlar.

Ekmeğin kalitesi ve besin değerleri bu süreçte kullanılan bütün malzemelerin kalitesine bağlıdır. Ülkemizde en çok beyaz ekmek, tam tahıllı ekmek, tam buğday ekmeği, köy ekmeği, çavdar ekmeği, mısır ekmeği, tandır ekmeği gibi ekmekler tüketilmektedir. Dünyada ise Fransızların baget ekmeği, Meksikalıların tortillası, İtalyanların ciabatta ekmeği meşhurdur.

Eski zamanlardan günümüze kadar gelmeyi başarmış ve kendisine geniş bir alan edinmiş olan buğday uzun bir yolculuktan geçerek sofralarda kendine yer bulmaktadır. Düşünüldüğünde bütün evlerin, bütün sofraların ortak noktası olan yegâne şeydir buğday. Her sofraya oturuşumuzda, her yemek yiyişimizde yanımızdadır. Geçirdiği uzun yolculuklardan sonra, soframıza gelmiş, kültürümüzün bir parçası olan ekmeği oluşturmuştur. Zengininden fakirine, gencinden yaşlısına, her evde bulunan ve her zevke hitap eden sayılı tahıllardan birisidir. Ekmeklerin farklı farklı çeşitleri ve isimleri olsa da aslında hepsinin ortak noktası buğdaydır.

Tahıllar beslenmemizde büyük bir yer kaplar. Buğday genel olarak en fazla tükettiğimiz tahıldır. Temel besin kaynaklarımızdan biri olup oldukça besleyici ve doyurucudur. İçinde dört tane buğday proteini bulunmaktadır. Bunlar albümin, globülin, gliadin ve glütendir. Karbonhidrat grubunda yer almasına rağmen, buğdayın besin değeri içerisinde zannedilenin aksine protein, vitamin ve mineraller bulunmaktadır. Vücudumuzun ihtiyacı olan enerjiyi sağlarken aynı zamanda B vitamini, E vitamini ve lif kaynağı olduğu için vücudumuzu dengeli bir şekilde tok tutar. Vücudumuzun ihtiyacı olan proteini, vitamini ve lifi; ekmek veya hamur işleri yiyerek almamız mümkündür.

Son zamanlarda zayıflama ve glütensiz beslenme adı altında çoğu insan hayatından buğdayı çıkartmıştır. Ancak vücudumuz için oldukça önemli olan proteinleri, vitaminleri ve mineralleri buğday yemeyerek, almayan bu kişilerin bağırsaklarında yararlı bakteriler artmayı durdurmuş ve kişilerde sindirim sistemi hastalıklarına rastlanmıştır. (Çölyak hastalığı ve buğday alerjisi olanların kesinlikle tüketmemesi gerekmektedir.)

Besin Değerleri Gerçekten Korunuyor Mu?

Tarladan sofraya uzanan yolculuğunda birçok işlemden geçen buğdaylarımız en sonunda, ustalarımızın hünerli ellerinde son şeklini almaktadır. Buğdayın ekilmesi, hasatı, un haline getirilip öğütülmesi sıralarken ne kadar kolay olsa da yapım aşamasında bir o kadar emek gerektirmektedir. En son olarak ustalarımızın ellerinde ürüne dönüşen buğday başta ekmek olmak üzere pek çok farklı formda sofralarda kendine yer bulmaktadır. İmalata kadar besin değerini koruyarak gelen buğdayın imalattan sonra da bu değeri koruması oldukça önemlidir ve bu marifetli ellerin başarabileceği bir şeydir.

Her şeyde olduğu gibi buğdayın işlenmesi ve geçirdiği yolculukta; besin değerlerinin kaybedilmemesi için ekibimiz sıkı bir şekilde çalışmaktadır. Anadolu’nun en besleyici ve en doyurucu sarı hazinesi olan buğdayları özel araştırmalar sonucu tedarik etmekte ve besin değerlerini kaybetmeden size ulaştırabilmek için özel bir çaba sarf etmekteyiz. Ustalarımızın yaptığı her üründe seveceğiniz tatları oluşturmak önem arz ederken, önceliğimiz sizlerin sağlığı için en etkili ve en dengeli tarifleri oluşturmaktır.

Besin değerlerini koruyarak, siz değerli müşterilerimizin günlük alması gereken vitaminleri ve mineralleri; güzel ve lezzetli olan ürünlerimizden almanız için çalışıyoruz. Buğdayı sadece bir tahıl olarak görmektense, onun işlenmemiş bir altın olduğunu düşünüyoruz. Ve şeflerimiz bu değerli sarı altınların üzerinde titizlikle çalışarak işlemekte ve sofralarda baş köşede yer bulmasını sağlamaktadır. Sizlere güzel ekmek, kek ve hamur işi ürünleri yapmak bizim için ne kadar önemliyse, sizlerin sağlıkları da bizim için bir o kadar önemlidir. Sağlığınızı düşünerek diğer malzemeleri de titizlikle seçiyoruz ki 7’den 70’e herkes lezzetli ürünlerimizin tadını çıkarabilsin.  Kullandığımız malzemeleri özenle seçen bizler; bu özenle hazırladığımız ürünlerimizin pişmesi, sunumu ve satışına kadarki süre boyunca temas ettikleri her ortamın hijyenik olmasını sağlamaktayız. Sizlere ulaşan ürünlerimizin hem besin değerleri açısından zengin olması hem de hijyeninizi sağlamak bizim asli vazifemizdir. Bünyemizde üretilen tüm ürünler titiz bir işlem sonucunda sofralarda yer bulmaktadır. Tarlalardan çıkıp sofralarınızda yolculuğunu tamamlayan buğdaylardan elde edilen ürünlerimizden tatmak için mağazalarımızı ziyaret edebilirsiniz.